Reklam
Vakıf Katılım
Tarih : 2026-08-14 09:22:46

Ticaret Bakanlığı: 25 yılda AK Parti ile Türkiye’nin ticaret ekosistemi dönüştü

Türkiye, AK Parti iktidarında geçen 25 yılda ticaret alanında üretimden ihracata, gümrüklerden dijitalleşmeye, iç ticaretten küresel pazarlara uzanan kapsamlı bir dönüşüm gerçekleştirdi.

Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan kapsamlı değerlendirmede, Türkiye’nin son çeyrek asırda yalnızca ihracat rakamlarını artırmadığı; ticaretin yapısını, araçlarını, finansman kapasitesini, dijital altyapısını ve küresel rekabet gücünü de dönüştürdüğü belirtildi.

Değerlendirmede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde Türkiye’nin son 25 yılda kendi ticaret kapasitesini büyüten, küresel pazarlardaki konumunu güçlendiren ve geleceğin ticaret altyapısını kuran bir ülke haline geldiği ifade edildi.

Türkiye’nin mal ihracatı 2001 yılında 31,3 milyar dolar seviyesindeyken, 2025 yılı sonunda 273,3 milyar dolara yükseldi. Böylece mal ihracatı yaklaşık 8,7 kat arttı.

Hizmet ihracatı da aynı dönemde önemli bir sıçrama kaydetti. 2001 yılında 15,1 milyar dolar olan hizmet ihracatı, 2025 yılında 122,6 milyar dolara yükseldi. Türkiye’nin dünya hizmet ihracatından aldığı pay da yüzde 0,89’dan yüzde 1,28’e çıktı.

Türkiye, 2025 yılında 63,5 milyar dolar hizmet ticareti fazlası vererek cari açığın finansmanına önemli katkı sağladı.

Mal ve hizmet ihracatının toplamı ise 2025 yılında yaklaşık 396 milyar dolara ulaştı. Böylece Türkiye, yaklaşık 400 milyar dolarlık mal ve hizmet ihracatı kapasitesine sahip bir ülke konumuna geldi.

2001 yılında Türkiye’de mal ihracatı 31,3 milyar dolar, hizmet ihracatı 15,1 milyar dolar ve hizmet ihracatının dünya payı yüzde 0,89 seviyesindeydi. Ticaret işlemleri büyük ölçüde fiziki süreçlerle yürütülürken, ticaret sicili ve gümrük işlemlerinde bugünkü bütünleşik dijital altyapı bulunmuyordu. İhracat finansmanına erişimde de bölgesel sorunlar yaşanıyordu.

2025-2026 döneminde ise mal ihracatı 273,3 milyar dolar, hizmet ihracatı 122,6 milyar dolar ve hizmet ihracatının dünya payı yüzde 1,28 seviyesine çıktı.

Bu dönemde 411 firma ve 443 marka TURQUALITY® ve Marka Programı ekosisteminde yer alırken, yaklaşık 19 bin KOBİ UR-GE projelerinden yararlandı. MERSİS üzerinden 2,6 milyondan fazla şirket ve ticari işletmeye dijital hizmet sunulurken, aktif MERSİS kullanıcılarının sayısı 3,6 milyonu aştı.

19 gümrük kapısı modernize edilirken, 1,4 milyon kullanıcının erişebildiği elektronik ihale sistemi oluşturuldu. İhracatçıların 291,4 milyar TL tutarındaki kredisine 255,1 milyar TL İGE kefaleti sağlandı. Lisanslı depoculuk kapasitesi ise 14,4 milyon tona ulaştı.

Türkiye’nin ticaret altyapısında e-ihracat, yapay zeka, yeşil dönüşüm ve dijital ürün güvenliği gibi yeni nesil uygulamalar da devreye alındı.

Türkiye’nin ihracat anlayışında da önemli bir değişim yaşandı. 2000’li yılların başında temel hedef daha fazla ürünü dış pazarlara ulaştırmak iken, bugün yüksek katma değerli, markalı, teknoloji ve tasarım içeren ürünlerle küresel pazarlarda kalıcı olmak hedefleniyor.

Bu dönüşümün en önemli araçlarından biri olan TURQUALITY Destek Programı 2004 yılında dünyanın devlet destekli ilk ve tek markalaşma programı olarak hayata geçirildi.

Program kapsamında bugün 411 firma ve 443 marka küresel pazarlardaki markalaşma yolculuğunda destekleniyor.

TURQUALITY yalnızca marka tanıtımına değil, şirketlerin kurumsal dönüşümüne, hedef pazar odaklı büyümesine, insan kaynağının geliştirilmesine ve dijitalleşmesine de odaklanıyor.

Türkiye’nin ihracat yapısındaki değişim KOBİ’lerin ihracata katılımında da kendisini gösterdi.

2010 yılında hayata geçirilen UR-GE Proje Desteği ile 56 ilden yaklaşık 19 bin KOBİ bir araya getirildi.

Bugüne kadar 745 UR-GE projesi destek kapsamına alınırken firmalar 1.265 yurt dışı pazarlama faaliyetine ve 283 alım heyeti faaliyetine katıldı.

Böylece ihracat, yalnızca büyük ölçekli şirketlerin faaliyet alanı olmaktan çıkarılarak KOBİ’lerin, Anadolu’daki üreticilerin ve sektör kümelerinin de küresel pazarlara açılabildiği bir yapıya dönüştürüldü.

25 yıl önce ihracat yapmak isteyen firmaların finansman ve sigorta desteğine erişimi özellikle büyük şehirlerde yoğunlaşırken, bugün ihracat finansmanının Türkiye’nin tamamına yayılması hedeflendi.

Sermayesi 200 milyar TL’ye yükseltilen Türk Eximbank’ın 2001 yılında 2 olan şube sayısı bugün 25’e çıktı. Ayrıca 7 irtibat bürosuyla ihracatçılara hizmet veriliyor.

Eximbank’ın 2026 yıl sonuna kadar ihracata 59 milyar dolar reeskont kredisi vermesi planlanıyor.

Eximbank’ın destek kapsamı da genişledi. Bugün yalnızca mal ihracatçıları değil, hizmet sektörleri, e-ihracat girişimcileri ve katılım bankacılığını tercih eden firmalar da ihracat destek ekosisteminin içinde yer alıyor.

Finansmana erişimdeki yeni nesil araçlardan biri de 2021 yılında kurulan İhracatı Geliştirme A.Ş. (İGE) oldu.

22 Haziran 2026 itibarıyla İGE aracılığıyla ihracatçıların 291,4 milyar TL tutarındaki kredisine 255,1 milyar TL kefalet sağlandı.

2024 yılında yeniden faaliyete geçirilen Türk Ticaret Bankası da ihracat finansmanı ekosistemini güçlendiren önemli adımlardan biri oldu. Türkbank’ın 2026 yıl sonuna kadar ihracatçılara 100 milyar TL ihracat reeskont kredisi vermesi hedefleniyor.

Böylece ihracatçıya verilen destek, klasik kredi mekanizmasının ötesine taşınarak finansman, teminat, sigorta ve bankacılık hizmetlerini kapsayan daha güçlü bir yapıya kavuştu.

25 yıl önce ticaretin önemli bölümünde işlemler fiziki belgeler, kurumlar arası yazışmalar ve yüz yüze başvurular üzerinden yürütülürken, bugün Türkiye’nin ticaret altyapısı büyük ölçüde dijital platformlar üzerinden çalışıyor.

Bu dönüşümün en önemli örneklerinden biri MERSİS oldu.

2010 yılında devreye alınan MERSİS ile şirketlerin ticaret sicili işlemleri elektronik ortama taşındı.

21 Haziran 2026 itibarıyla sistemde 2 milyon 645 bin 609’dan fazla ticaret şirketi, ticari işletme ve bunların şubelerine ilişkin bilgi bulunuyor. Aktif kullanıcı sayısı ise 3,6 milyonu aştı.

MERSİS sayesinde ticaret sicili müdürlükleri özellikle şirket kuruluşlarında tek temas noktası haline geldi. Şirket kuruluşları daha hızlı, kolay ve düşük maliyetli hale getirildi.

MERSİS’in yanında E-Belge, E-İlan, Genel Kurul Karar Modülü, Yönetim Kurulu Karar Modülü ve MERSİS Mobil gibi dijital uygulamalar da ticari hayatın hizmetine sunuldu.

Gümrüklerde de kapsamlı bir dijital dönüşüm gerçekleştirildi.

Kağıtsız Gümrük Projesi sayesinde yükümlüler, gümrük beyannamesi ve ekli belgelerini gümrük idaresine gitmeden elektronik ortamda sunabiliyor.

Tek Pencere Sistemi ile gümrük işlemlerinde ihtiyaç duyulan belgeler tek noktadan temin edilebiliyor.

Bugün 26 kurum tarafından düzenlenen 192 belge Tek Pencere Sistemi’ne dahil edilmiş durumda.

Dijital dönüşümün yeni aşamasında yapay zekâ da gümrük işlemlerine dahil ediliyor. Gümrük belgelerinin OCR teknolojisiyle dijital veriye dönüştürülmesi, yapay zekâ destekli analizler ve BİLGE Gümrük Platformu gibi uygulamalarla işlemlerin daha hızlı, güvenli ve veri odaklı hale getirilmesi hedefleniyor.

2001 yılında yurt dışına açılmak isteyen firmaların pazar araştırmaları büyük ölçüde geleneksel yöntemlerle yürütülürken, bugün ihracatçılara yapay zekâ ve veri analitiğiyle çalışan dijital danışmanlık altyapıları sunuluyor.

2020 yılında hizmete sunulan Kolay İhracat Platformu, ülke, sektör, pazar, rakip ve tamamlayıcı ürün bilgilerini tek kanaldan sunarak ihracatçıların hedef pazarlarını veriye dayalı biçimde belirlemesine imkân sağlıyor.

2024 yılında devreye alınan E-Kolay İhracat Platformu (E-KİP) ise e-ihracata yönelik yapay zekâ destekli dijital danışmanlık merkezi olarak faaliyet gösteriyor.

Platform; hedef pazar seçiminden pazaryeri değerlendirmesine, dijital pazarlamadan lojistiğe ve ödeme sistemlerine kadar birçok konuda firmalara yol gösteriyor.

Türkiye’de elektronik ticaretin kapsamlı hukuki altyapısı 2015 yılında oluşturuldu. 2022 yılında gerçekleştirilen reformla büyük ölçekli elektronik ticaret aktörlerine yönelik lisans sistemi, veri taşınabilirliği, reklam ve indirim sınırlamaları gibi yeni düzenlemeler hayata geçirildi.

Aynı yıl 5986 sayılı Karar ile e-ihracata yönelik güçlü bir destek paketi oluşturuldu.

Dijital pazarlama, sipariş karşılama, yurt dışı pazaryeri entegrasyonu ve çevrim içi mağaza oluşturma gibi yeni destek unsurlarıyla Türk firmalarının dünyanın dijital pazarlarına erişimi kolaylaştırıldı.

2024 yılında düzenlenen İstanbul Küresel E-İhracat Zirvesi’nde 33 küresel ve bölgesel pazaryerinden 3 binden fazla üst düzey katılımcı bir araya geldi. Zirve, 1.350 B2B eşleşmesine ev sahipliği yaptı.

Böylece Türkiye’nin ticaret politikasında fiziki mağazadan dijital mağazaya, geleneksel ihracattan e-ihracata uzanan yeni bir dönem başladı.

Türkiye’nin dış ticaret kapasitesi büyürken gümrük altyapısı da modernleştirildi.

Bugüne kadar 19 karayolu gümrük kapısı baştan aşağı yenilendi.

Gürbulak, Sarp, Kapıkule ve Habur gibi stratejik kapılar CCTV, X-Ray, Plaka Tanıma Sistemleri ve araç altı görüntüleme sistemleriyle donatıldı.

Amaç yalnızca işlemleri hızlandırmak değil, ticaretin güvenliğini ve ülke sınırlarının korunmasını teknolojiyle güçlendirmek oldu.

Tasfiye işlemlerinde de dijital dönüşüm gerçekleştirildi. Gümrükte tasfiyelik hale gelen eşya ve araçların satışları, coğrafi kısıtlama olmaksızın 1,4 milyon kullanıcıya açık elektronik ihale sistemi üzerinden gerçekleştiriliyor.

Türkiye’nin son 25 yıldaki ticaret dönüşümü yalnızca ihracatın artırılmasıyla sınırlı kalmadı.

Yerli üreticinin korunması, adil rekabet ortamının oluşturulması ve küresel ticarette Türkiye’nin hak ve menfaatlerinin savunulması da ticaret politikasının önemli unsurlarından biri haline geldi.

2026 yılı itibarıyla 4.562 farklı Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonunda İlave Gümrük Vergisi uygulanıyor.

2026’nın ilk beş ayında toplam 280 ticaret politikası savunma önlemi bulunurken, önleme tabi ürünlerin ithalatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2 geriledi.

Bu yaklaşımın temelinde yerli üretimi koruyan, ancak dış ticareti de sürdürülebilir şekilde büyüten dengeli bir ticaret politikası bulunuyor.

25 yıllık dönüşüm yalnızca ihracatçıya değil, vatandaşların günlük ticaret hayatına da yansıdı.

İkinci el otomotiv, taşınmaz ve kuyum ticaretinde getirilen yetki belgesi sistemiyle kayıtlı, nitelikli ve güvenilir bir ticaret yapısının güçlendirilmesi hedeflendi.

Haziran 2026 itibarıyla ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretinde 84.912, taşınmaz ticaretinde 80.818, kuyum ticaretinde ise 15.017 işletme yetki belgesi aldı.

Elektronik İlan Doğrulama Sistemi (EİDS) ile sahte, aldatıcı ve manipülatif taşıt ve taşınmaz ilanlarının önüne geçilmesi hedeflendi.

Güvenli Ödeme Sistemi ile taşıt satış bedeli ve mülkiyetin eş zamanlı el değiştirmesi güvence altına alındı.

Otomotiv piyasasında uygulanan 6 ay 6 bin kilometre ve ilan kısıtlamalarıyla da stokçuluk ve aşırı fiyat artışlarıyla mücadele edildi.

Ticaret politikasındaki dönüşümün önemli başlıklarından biri de tüketicinin korunması oldu.

2011 yılında piyasa gözetimi ve denetimi kapsamında güvensizlik oranı yüzde 32 seviyesindeyken, 2025 yılı sonunda bu oran yüzde 1 seviyelerine kadar geriledi.

2011-2026 döneminde yaklaşık 59.338 işletmede 64.190 parti ürün denetlendi.

2018 yılında devreye alınan Güvensiz Ürün Bilgi Sistemi (GÜBİS) ise bugün 7,5 milyondan fazla ziyaret sayısına ulaştı.

Haksız fiyat artışları ve stokçulukla mücadelede de kapsamlı bir denetim mekanizması oluşturuldu.

Bugüne kadar 238 binden fazla işletme ve 1,85 milyonun üzerinde ürün fahiş fiyat artışı kapsamında denetlendi. Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu tarafından fahiş fiyat artışı ve stokçuluk kapsamında toplam 1,3 milyar TL’nin üzerinde idari para cezası uygulandı.

Böylece ticaret politikası yalnızca ticaret yapan işletmelerin değil, vatandaşların güvenli ve adil ticaret ortamına erişiminin de güvencesi haline getirildi.

2005 yılında hukuki altyapısı oluşturulan Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Sistemi, Türkiye’nin tarım ürünleri ticaretinde önemli bir yapıya dönüştü.

Bugün 266 lisanslı depo şirketi, toplam 14,4 milyon ton depolama kapasitesiyle faaliyet gösteriyor.

Türkiye Ürün İhtisas Borsası’nın faaliyete başladığı 2019 yılından bu yana elektronik ürün senedi işlem hacmi 425 milyar TL’yi aştı.

Bu dönüşüm; üreticinin ürününü güvenli koşullarda muhafaza etmesini, kayıtlı ticaretin gelişmesini ve tarımsal ürünlerin finansmana erişimini kolaylaştıran yeni bir piyasa altyapısı oluşturdu.

Türkiye’nin küresel ticaret ağı da son 25 yılda önemli ölçüde genişledi.

2000’li yılların başında yurt dışı teşkilatı 50 ülke ve 62 merkezde 84 kadro ile faaliyet gösterirken, 2026 yılında 115 ülke ve 170 merkezde 235 Ticaret Müşaviri ve Ataşesi Türk iş dünyasının yanında bulunuyor.

Sadece 2025 yılında Ticaret Müşavirlikleri ve Ataşelikleri iş dünyasından gelen 247.467 talebe yanıt verdi, 12.946 toplantı gerçekleştirdi, 785 heyet organizasyonuna katkı sağladı ve 1.278 fuar ziyaretinde bulundu.

“Müşavire Danışın” uygulamasını kullanan firma temsilcisi sayısı da 66.540’a ulaştı.

Bu tablo, Türkiye’nin ticaret diplomasisinin 25 yıl içinde daha geniş, daha sahaya dönük ve daha dijital bir yapıya kavuştuğunu ortaya koydu.

Günümüz ticaretinde yalnızca ne kadar ihracat yapıldığı değil, ürünlerin nasıl üretildiği de önem kazanırken Türkiye ihracat politikasını yeşil dönüşümle birlikte yeniden şekillendiriyor.

2024 yılında devreye alınan Responsible® Yeşil Mutabakata Uyum Projesi Desteği kapsamında firmaların sürdürülebilirlik ve bilişim danışmanlığı giderleri 5 yıl boyunca yüzde 50 oranında ve toplam 17,64 milyon TL’ye kadar destekleniyor.

Haziran 2026 itibarıyla 166 firma destek kapsamında bulunuyor.

Böylece Türkiye, mevcut ihracatı artırırken aynı zamanda geleceğin ticaret kurallarına uyum sağlayan üretim ve ihracat altyapısı oluşturuyor.

Ticaret Bakanlığı’nın değerlendirmesine göre Türkiye’nin son 25 yıldaki dönüşümü yalnızca birkaç ekonomik göstergenin yükselmesinden ibaret değil.

Bu süreçte yıllık 31,3 milyar dolarlık mal ihracatından 273,4 milyar dolara, 15,1 milyar dolarlık hizmet ihracatından 122,6 milyar dolara ve 46,4 milyar dolarlık mal ve hizmet ihracatı toplamından 396 milyar dolarlık toplam ihracata ulaşıldı.

Türk Eximbank’ın şube sayısı 2’den 25’e ve irtibat bürolarıyla birlikte ihracatçıya ulaşan finansman ağı genişledi. Türkiye’nin ticari müşavirlik ağı 50 ülkedeki 62 merkezden 115 ülkedeki 170 merkeze ulaştı.

Fiziki ticaret sicilinden 3,6 milyon kullanıcıya ulaşan MERSİS’e, kağıtlı gümrük işlemlerinden Kağıtsız Gümrük ve Tek Pencere sistemlerine, geleneksel ihracat anlayışından TURQUALITY, UR-GE, e-ihracat ve yapay zekâ destekli ihracat platformlarına, geleneksel ürün güvenliği denetimlerinden yapay zekâ destekli dijital denetim altyapılarına uzanan kapsamlı bir dönüşüm gerçekleştirildi.

Ticaret Bakanlığı, önümüzdeki dönemde KOBİ’lerin yapay zekâ destekli dijital dönüşümünün hızlandırılması, e-ihracat kapasitesinin artırılması, ihracata geri dönme potansiyeli bulunan firmalar için özel modeller geliştirilmesi ve gümrük işlemlerinde yapay zekâ ile büyük veri kullanımının artırılmasını hedefliyor.

Bunun yanında e-ticarette ürün güvenliğinin yapay zeka ile denetlenmesi, Avrupa Birliği ile uyumlu Dijital Ürün Pasaportu altyapısının kurulması, yeşil dönüşüm ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasına uyumun güçlendirilmesi ve yenilikçi, ihracat potansiyeli yüksek girişimlerin finansmana erişiminin artırılması da yeni dönemin temel çalışma alanları arasında yer alıyor.

2026 yılında otomotiv sektöründe Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda kurulan 75 milyon TL büyüklüğündeki Otomotiv Sektörü Girişim Sermayesi Yatırım Fonu da bu yeni yaklaşımın somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Türkiye, 25 yıl önce ağırlıklı olarak ticareti artırmaya odaklanan bir yapıdan bugün ticaretin niteliğini, rekabet gücünü, dijital kapasitesini, finansmanını, güvenliğini ve sürdürülebilirliğini birlikte yöneten bir yapıya ulaştı.

Ticaret Bakanlığı değerlendirmesinde, “25 yıl önce ihracatçıya pazar kapısını açan Türkiye, bugün o kapının ötesindeki bütün ekosistemi inşa ediyor” mesajı verildi.

Yeni dönemde hedef ise daha fazla ihracatın ötesinde; daha yüksek katma değer, daha güçlü Türk markaları, daha fazla küresel pazar, daha hızlı ve dijital ticaret, daha güçlü KOBİ’ler, daha rekabetçi üretim, daha güvenli iç piyasa ve daha sürdürülebilir bir Türkiye oluşturmak olarak ortaya konuldu.

Değerlendirmede, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Türkiye Yüzyılı” vizyonu ve “Güçlü Türkiye” hedefi doğrultusunda son 25 yılda kat ettiği mesafenin yalnızca geçmişin başarı hikayesi olmadığı, aynı zamanda geleceğin hedeflerine açılan güçlü bir başlangıç olduğu vurgulandı.

  Hibya Haber Ajansı

© Copyright 2026 hayvancilikuzerine.com.tr Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.